Çok değil,tam 2 yıl önceydi benim de dibi görmem. Öğretmenliği bırakmama, çok sevdiğim mesleğimden istifa etme kararı almama sebep olacak kadar yıldığım, haksızlıklara, hukuksuzluklara maruz bırakıldığım zamanlar... Yenilir, yutulur şeyler yaşamadım, asla da unutmayacağım. Yönetim kademelerinde makam, mevki sahibi olan nice basiretsiz, vizyonsuz, beceriksiz yöneticilerle karşılaştım. Yaşadığım olumsuzluklara yenileri eklendi, belki de üzerine yüksek lisans tezimi yazdığım mobbingdi başıma gelen. Uzun, yorucu, sarsıcı bir dönem geçirdim. Sonra görev yerim, ortamım, arkadaş çevrem, öğrencilerim değişti. Ve tabii ben de... Değiştim, özüme döndüm.
Meslekte 10 yılımı geride bırakmıştım, sonra Antalya'da "Güncellenen Öğretim Programları Tanıtım Çalışmaları"na katıldım. Bu çalışmalara her ilden her branştan 4'er kişi giderken, İngilizce branşında Ordu'yu tek başıma temsil ediyordum. Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğretmenler müfredat değişimiyle ilgileniyorlar, bir grup öğretmen de bilmediğim ayrı bir şeylerden bahsediyorlar, "eTwinning, web 2.0 araçları" diyorlardı. Ben de merakla onları dinliyordum. Güzel bir arkadaş grubumuz oldu (Aliye BİLENSOY, Aytaç POTUK, Kutsal KASIMOĞLU'na selamlar).
Benim merakla karışık bilgisizliğim aramızda espri konusu olmuştu. "Görürsünüz, kendimi bu yaz kampa alacağım" dedim, ve yaptım. Bahsi geçen bütün konuları araştırdım, bütün facebook gruplarına üye oldum,pekçok online eğitime katıldım. Antalya'daki eğitim, hayatımda bir milat oldu. Özüme döndüm ve kendimi buldum. Şimdi mi? E haydi, tutun bakalım beni! :)
eTwinning ile hayatıma giren, kendimi geliştirmemde bana yardımcı olan, destek olan, bunun farkında olan ve olmayan SİZ güzel insanlar, değerli meslektaşlarım! İyi ki varsınız! Esen SANDIRAZ, Adil TUĞYAN, Bircan KELEŞ, Kenan ÇETE, Fatih TOY, Tuğba SAĞLAM, Sevinç AYTAŞ ve niceleri... İsimlerini tek tek saysam gerçekten uzuuuun bir paragraf olur :)
Memleketimde öyle özel öğretmenler var, öyle özel çalışmalar yapıyorlar ki... Onları ve yaptıklarını eTwinning ile keşfettim. Dedim ki "Yalnız değilmişim, bütün imkansızlıklara ve belki aksiliklere rağmen benim gibi bir şeyleri değiştirmeye çalışan insanlar varmış". Daha büyük bir güç ve cesaret buldum kendimde.
Şimdi, bulunduğum yerdeyim. Kimine göre herhangi bir yer, hatta herkesin olduğu, sıradan bir yer burası. Ama bence değil! Üzerine ölü toprağı serpilmeye çalışılan bir faninin, yeniden doğduğu yerdeyim. Bircan KELEŞ (canım hocam) ve Kenan ÇETE (üstat) önderliğinde Yalova'da "Eğitimde Yeni Yaklaşımlar Kursu"nu alırken oradaki birbirinden kıymetli öğretmen arkadaşlarıma dediğim gibi, kendimi deli bilirdim, kendim gibi bir sürü delinin bulunduğu bir tımarhanedeyim :)
Biliyor musunuz, dünyayı deliler kurtaracak! :))
Tabii bu deliyi zapt etmeye çalışan bir de okul müdürüm Özer YARAR var. Ona çok şey borçluyum, umarım onun gibi yöneticiler daha da çoğalır. Bütün haşarılıklarıma dayandığı, beni desteklediği ve yapmak istediğim şeylere "Hayır" demediği için ona ÇOK teşekkür ediyorum.
Ve diğerleri, ötekiler! Hani oturdukları koltukları tıpış tıpış terk etmek zorunda kalanlar, güçlerini kendilerinden değil de birilerinden alanlar! Gizli gizli okuyosunuz biliyorum. Size de bir çift lafım var:
"Çalışın, sizin de olur!" :)))


